Kibyra ismi her şeyden önce Helence değildir. Anadolunun en eski halklarından olan Luvi diline ait bir isimdir. Amasyalı gezgin Strabon‘un kayıtlarında, Kibyralıların Lidyalı olduklarını söyler.
Kibyra kent merkezi, birbirinden küçük yarlarla ayrılan, üç egemen tepelik üzerindedir. Tepelikler, küçük çakıl taşlarının zamanla birleşerek kaynaştığı konglomera özlüdür ve dolayısıyla kısmen aşınmışlardır. Kamu, sivil ve dini yapıların bu alan üzerinde belli bir bütünlük oluşturacak biçimde düzenlendiği görülür. Yaklaşık 405 hektar alana yayılmış kalıntılara sahip olan kentin siyasi ve ekonomik gücü, Helenistik dönem‘den başlayarak Roma İmparatorluk dönemi’yle doruk noktasına ulaşmıştır. Bugün büyük bölümü ayakta duran, Stadion, Tiyatro ve Meclis Binası, Agora önemli kamu yapılarıdır.

